• A
  • A
15.12.2010
Yaşarken

İkramiye...

İki gündür şiddetli bir baş ağrısı okumama engel olduğu için yazıya dönmek zorunda kaldım. Bir yazıya aslında böyle başlanılmaz. En azından okulda iyi yazmanın kuralları anlatılırken bize öyle öğretilmişti. Ama bana öğretilen her şeye artık kuşkuyla baktığım bu günlerde bunun da bir anlamı yok. Hem ben bir yazar değilim. Olmayı da hiç istemedim. Ama yazmak en çok da okumak hayatımda hep oldu. Çocukluğuma geri dönüp hatırladığım en eski anı nedir diye yokladığımda Diyarbakır'da bir evin avlusu, gecenin sesleri eşliğinde sarımsı bir ışık altında sarı yapraklı bir deftere bir şeyler karalayan kendimi görüyorum. Henüz okuma yazma bilmiyor olmalıyım ama çok hevesliyim. Okula başladığımda ise bütün hevesime rağmen okumayı en geç sökenlerden biri oldum. Okumayı başaranlara bir bir kırmızı kurdele takılırken bana bir türlü sıranın gelmeyişinden dolayı duyduğum sıkıntıyı bugün bile hala içimde hissediyorum. Bu sahneye benzeyen bir sahneyi geçenlerde izlediğim Semih Kaplanoğlu'nun "Bal" filminde görünce onca yaşanmışlığın biriktirdiği anıların arasından çıkıverdi o görüntüler, sanki daha dün yaşanmış gibi.

Hatıralar... Nerden ne zaman çıkacağı hiç belli olmuyor. Bazen bir koku, bir ses, bir kelime sizi alıp götürüyor yıllar öncesine...Bugün okuduğum bir haber de işte o anılardan birini canlandırdı yeniden. Başlık şöyleydi; "Dünya Supersport Şampiyonu Kenan Sofuoğlu, İddaa'dan isim hakkı olarak kazandığı yaklaşık 800 bin liranın kullanım yetkisini Spor Toto Teşkilat Başkanlığı'na verdi." Haberin sonunda da şöyle bir açıklama vardı : Milli motosikletçi Sofuoğlu, daha önce de İddaa parasını "Şans oyunlarından gelen para haram ve günah" diyerek almamış ve Sakarya'da okul yaptırmıştı."

Ben bu haberi internette okuduğumda 250'ye yakın yorum yapılmıştı altına. Bir bölümünü okudum ve yine içim karardı. Bir Türkiye portresiydi yazılanlar. En çok da yazıyı sonuna kadar okumadan hemen eleştiri yöneltenler rahatsız etti beni. Ne kadar çok yapılıyor bu... Neden birbirimizi anlamak için çaba harcamıyoruz ben de bunu anlamıyorum, bu kadar mı zor birini sonuna kadar dinlemek veya bir yazıyı sonuna kadar okumak.

Haberin bana hatırlattıklarına gelince... Uzun yıllar önce aileme de milli piyango biletinin büyük ikramiyesi çıkmıştı. Hani denir ya kime çıkıyor bu biletler diye, işte onlardan biri de benim ailemdi. Fakat o zamanlar nedense böyle çılgın rakamlar yoktu, hatırlıyorum da ancak bir ev ya da araba alınıyordu o çıkan parayla...Ama aileyi altüst etmeye yetmişti ...

Okumayı bilene hayatın kendisi kocaman bir kitap... İnsanoğlunun yazdığı hiçbir kitap ise O'nun yaşattıklarının yanına yaklaşamıyor bile. "Allah'a çok şükür param yok" dediniz mi hiç, ben dedim. Ekmek alacak paramın olmadığı günleri de yaşayan biri olarak hangisi daha zordu diye sorulsa paramın olmasıydı diye cevap veririm hiç tereddüt etmeden...Bazılarınız bunun sebebini sorabilir, onlara da kısaca cevap vereyim. Çünkü parasızlığınız sadece sizi etkiliyor onun çilesini kendiniz çekebilirsiniz. Ama paranız varsa hele de inancınız o zaman elinizdeki paranın onca ihtiyaç sahibi varken size ait olamayacağını çok iyi bilirsiniz. Bu nedenle insanların neden bu kadar para sahibi olmayı istedikleri benim için meçhul. Allah para sahibi olanlara yardım etsin, çünkü o beklenen gün geldiğinde paralarını nereye harcadıklarının hesabı sorulacak kendilerine...

Yılbaşı yaklaşıyor, yine trilyonluk bilet haberleri yapılacak ve yine insanlar kendilerine çıkarsa ne yapacaklarının hayalini kuracaklar...Benim ise içim rahat. Allah'a çok şükür ki bana çıkmayacak...

 

 

Yorum yazabilirsiniz.

Yorumlarınız onaydan sonra yayınlanacak olup eposta adresiniz sitede görünmeyecektir. Lütfen hakaret içeren sözler yazmayınız.
0.050 sn.