• A
  • A
08.08.2009
Nazım

Sevgili Nefis – 4

Arapça kökenli bir kelime olan nefs’in, ruh, hayat, can, bir şeyin kendisi, akıl, insan bedeni, ceset, kan, azâmet, arzu ve kötü istekler... gibi anlamları vardır. [1] Nefis, ruh ile beden arasındaki temas noktasıdır. Ruh çok latif, beden de çok kesiftir. Nefis bedenin işletim sistemidir. Eğer kötüye kullanılırsa bir hâyâldir, iyiye kullanılırsa varlığın ta kendisidir.. [2] Nefsin kuranda zikredilen çeşitli mânâları vardır; Zâtullah, [3] insan ruhu, [4] kalp, [5] insan bedeni, [6] bedenle beraber ruh, [7] insana kötülüğü emreden kuvvet, [8] zât ve şahıs, [9]Anlamlarına gelecek şekilde kullanılmıştır. [10]

 

Nefsin tezkiyesi / temizlenmesi tabiri ise, kişinin kötü istek ve arzulardan arınması, ve kendine hâkim olabilmesi anlamında kullanılmaktadır. Kuran-ı Kerim’de; ‘Nefsini temizleyen kurtuldu. Onu fenalıklara gömen kimse de ziyana uğradı..’ buyurulmaktadır ki, bu ayette nefis temizlenmesi gereken, arıtılmaya muhtaç bir mânevi organ olarak zikredilmiştir. [11] Sular yükselince balıklar karıncaları yer, çekilince de karıncalar balıkları. Kimse bugünkü üstünlüğüne ve gücüne güvenmemelidir. Çünkü kimin kimi yiyeceğine suyun akışı karar verir.. [12] Nefisleri aşan bir etki; önce akıllara, sonra da kalplere nüfûz eder. Demek öncelikli olarak nefsin ikna edilmesi gerekiyor. İnsanın akıbeti tamamen buna bağlıdır. Ten elbisesi giyilince günahlar başlar. [13] Bedensiz bir nefis hesap veremez, nefissiz bir ruh da tekâmül edemez.

 

Nefiste öyle bir potansiyel var ki, iyiye kullanılırsa varlığın tüm mertebelerine erişebilir. Her türlü hayat mertebesini tadabilir. [14]Öyleyse nefsimize şefkatle davranarak, meşrû bir sûrette nefsimize muhabbet etmeliyiz. Onu yok etmeye çalışmak değil, eksiklerini görüp tamamlamaya çalışarak terbiye etmeliyiz.. [15]


 

Aykut Tanrıkulu



Dip Notlar:


[1]. Yeni Lügat / Abdullah Yeğin

Büyük Türkçe Sözlük / Mehmet DOĞAN

Tasavvuf Terimleri ve Deyimleri Sözlüğü / Ethem CEBECİOĞLU


[2]. Ey nefis!

Eğer şu dünya hayatına müştaksan (âşıksan),

Mevtten (ölümden) kaçarsan,

Katiyen bil ki,

Hayat zannettiğin hâlât,

Yalnız bulunduğun dakikadır.

O dakikadan evvel bütün zamanın ve o zaman içindeki eşya-i dünyeviye,

O dakikada meyyittir, ölmüştür.

O dakikadan sonra bütün zamanın ve onun mazrufu (içindekiler),

O dakikada ademdir, hiçtir.

Demek, güvendiğin hayat-ı maddiye yalnız bir dakikadır;

Hattâ bir kısım ehl-i tetkik,

‘Bir âşiredir, belki bir ân-ı seyyâledir (küçücük bir andır)..’ demişler.

İşte şu sırdandır ki,

Bâzı ehl-i velâyet,

Dünyanın dünya cihetiyle ademine (yokluğuna) hükmetmişler.
Mâdem böyledir;

Hayat-ı maddiye-i nefsiyeyi (kişisel maddi hayatı) bırak,

Kalp ve ruh ve sırrın derece-i hayatlarına çık, bak:

Ne kadar geniş bir daire-i hayatları var!

Senin için meyyit (ölü) olan mâzi (geçmiş), müstakbel (gelecek),

Onlar için hayydır (canlıdır), hayattar (hayat sahibi) ve mevcuddur (vardır)..

Sözler / 26. Söz / Kader Risalesi / Hatime / syf: 436


[3]. ‘Ben (c.c), seni kendime (peygamber) seçtim..’

Taha suresi / Ayet: 41


[4]. ‘Ey, Rabbine itaat edip huzura eren nefis!.’

Fecr suresi / Ayet: 27


[5]. ‘..Allah (bunu) göğüslerinizin içindekini denemek

Ve yüreklerinizdekini temizlemek için yaptı.

Allah göğüslerin içinde olanı bilir..’

Âl-i İmran suresi / Ayet: 154


[6]. ‘Allah'ın izni olmadıkça hiçbir kimseye ölmek yoktur.

(Ölüm) belirli bir süreye göre yazılmıştır..’

Âl-i İmran suresi / Ayet: 145


[7]. ‘Allah hiç kimseye gücünün yeteceğinden başka yük yüklemez.

Herkesin kazandığı hayır kendisine, yaptığı kötülüğün zararı yine kendisinedir.

Ey Rabbimiz, eğer unuttuk ya da yanıldıysak bizi tutup sorguya çekme!

Ey Rabbimiz, bize bizden öncekilere yüklediğin gibi ağır yük yükleme!

Ey Rabbimiz, bize gücümüzün yetmeyeceği yükü de yükleme!..’

Bakara suresi / Ayet: 286


[8]. ‘Ben yine de nefsimi temize çıkarmıyorum.

Çünkü nefis şiddetle kötülüğü emreder..’

Yusuf suresi / Ayet: 53


[9]. ‘Ve öyle bir günden korunun ki,

Kimse kimsenin yerine bir şey ödeyemez,

Kimseden şefaat da kabul edilmez,

Kimseden fidye de alınmaz ve onlara hiçbir yardım da yapılmaz..’

Bakara suresi / Ayet: 48


[10]. Tasavvuf Terimleri ve Deyimleri Sözlüğü / Ethem CEBECİOĞLU / syf: 545 – 546


[11]. Şems suresi / Ayet: 9-10


[12]. Çin atasözü


[13]. Dar kapıdan Geçmek / Senai Demirci


[14]. ‘..Hem, kesâfetli (yoğun) olan nefs-i insaniye (insan nefsi),

Sırr-ı câmiiyet (bir araya gelme gayesi) itibâriyle,

Tezekkî etmek (mânen temizlenmek) şartıyla,

Bütün letâif-i insaniyenin (mânevi duyguların) fevkine (üzerine) çıktığı gibi;

Öyle de, cismâniyet (beden),

En câmi’ (geniş), en muhît (kuşatıcı),

En zengin bir âyine-i tecelliyât-ı esmâ-i İlâhiyedir

(İlâhi isimlerin tecellilerinin yansıdığı bir aynadır).

Bütün hazâin-i rahmetin (rahmet hazinelerinin)

Müddeharâtını (birikimlerini) tartacak,

Ve mîzana çekecek (ölçecek) âletler cismâniyettedir..’

Sözler / 28. Söz / Cennet Risalesi / syf: 459


[15]. Dünyada meşrû bir sûrette nefsine muhabbet,

Yani, mehâsinine (güzelliklere) binâ edilen muhabbet değil,

Belki noksaniyetlerini (eksiklerini) görüp,

Tekmil etmeye (tamamlamaya) binâ edilen şefkat ile onu terbiye etmek

Ve onu hayra sevk etmek neticesi,

O nefse lâyık mahbubları (sevdiklerini) cennette veriyor.

Nefis, mâdem dünyada hevâ ve hevesini,

Cenabı Hak yolunda hüsn-ü istimâl etmiş (güzelce kullanmış),

Cihazâtını (manevi organlarını),

Duygularını hüsn-ü sûretle istihdam etmiş

(Güzel bir sûrette kullanmış);

Kerîm-i Mutlak,

Ona dünyadaki meşrû ve ubûdiyetkârâne

(Kulluğa yakışır bir tarzda) muhabbetin neticesi olarak,

Cennette, cennetin yetmiş ayrı ayrı enva-ı zînet (çeşitli süsleri)

Ve letâfetinin numûneleri olan yetmiş muhtelif hulleyi (elbiseyi) giydirip,

Nefisteki bütün hasseleri (his ve duyguları) memnun edecek,

Okşayacak yetmiş envâ-ı hüsün (çeşitli güzellikler) ile vücudunu süslendirip,

Her biri ruhlu küçük birer cennet hükmünde olan hûrileri,

O dâr-ı bekàda vereceği,

Pek çok âyât (ayetler) ile tasrih (açık bir şekilde) ve ispat edilmiştir.

Hem, dünyada gençliğe muhabbet,

Yani, ibâdette gençlik kuvvetini sarf etmenin neticesi,

Dâr-ı saadette (ahirette) ebedî (sonsuz) bir gençliktir.

Sözler / 32. Söz / 3. Mebhas / 2. İşaret / syf: 590

Yorum yazabilirsiniz.

Yorumlarınız onaydan sonra yayınlanacak olup eposta adresiniz sitede görünmeyecektir. Lütfen hakaret içeren sözler yazmayınız.
0.006 sn.