Listeye Dön
tanıtım foto

Schindler'in Listesi

 

Filmin ismini ilk duyduğumda malum listenin ne olduğuna dair ciddi merak uyanmıştı zihnimde. "Schindler'in Listesi". Kim bu Schindler? Bir seri katil mi yoksa geçmişte maruz kaldığı haksızlıklar ve başına gelenlerden ötürü insanlardan intikam almayı kafaya koymuş bir hasta mı da böyle bir listesi var? Filmin içeriğine dair hiçbir fikrim olmadan canlanmıştı bu sorular zinimde. Bir şekilde filmi edindikten sonra nihayet izleme imkanım oldu.


SchindlerAlmanya'nın yakın tarihi olmasa da Hitler ismine olan aşinalığımız dönemin üzücü olaylarına götürüyor bizleri. Naziler döneminde binin üzerinde Polonya Yahudisi'nin katledilmesini önlemek amacıyla şahsi çabalar sarfeden Alman bir işadamının yaşantısını anlatıyor film. Beni cezbeden, filmin içine çeken en önemli etkenlerden biri diyebilirim Scnidler'in canı pahasına bu insanların hayatını kurtarabilmek için çabalaması ve birşeyler yapması. Herkesin tabir-i caiz ise yanlış yapmak bir yana adım atmaktan korkar olduğu bir dönemde böylesine yanlı bir duruş. Bunu yaparken elbette yalan söylediği, oyunlar oynadığı anlar oluyor, bazen menfaatlerinin ön plana çıktığını da görüyoruz. Neticede onca insanın kurtulmasına vesile oluyor yaptıkları. Ne olursa olsun kim olursa olsun, fırınlarda yakılarak ölmeyi ve hakaretlerle işkence görmeyi hak etmiyor olsa gerek. En azından, hasta ruhlu bir kişiliğin yani Hitler'in ve subaylarının bunu yaparken kendilerini tatmin ediyor olması ve zevk alması aklıma yatmayan kısmı. Bu durum, soykırımın diğer bir boyutu.


İşin vicdani ve akli kısmını tartmaya çalışırken filmin konusundan biraz da olsa bahsetmekte fayda var. Almanya'nın başkenti Berlin'de geçen film siyah beyaz bir yapım. Sonradan öğrendiğim kadarıyla filmin belgesel niteliği taşıması istendiği için siyah beyaz formatta çekiliyor. Çünkü yapım tarihi 1993, yani hayli yakın. Alman bir iş adamı olan Oskar Schindler, çok fazla sermayesi olmamasına rağmen farklı yollardan iş kurma çabasına girer. Güvendiği şey parası değil, ikna ve sunum kabiliyetidir. Dolayısıyla yapması gereken Nazi Subayları ile iyi geçinmek ve onları ikna etmektir. Auschwitzİmkanları doğrultusunda onlarla yakın temasa geçer ve dostluk kurmaya çalışır. Bunda kısmen başarılı olduktan sonra, bir fabrika kurmaya karar verir. Zengin birkaç Yahudiyi ikna ederek emaye eşyalar üreten bir yer açar. Bu arada, yine Yahudi olan Itzhak Stern adlı bir muhasebeciyi yardımcı olarak alır. Çünkü babasından öğrendiği şey, bir insanın hayatta en çok, iyi bir doktora, bağışlayıcı bir rahibe ve akıllı bir muhasebeciye ihtiyacı olduğudur. Zemin oluşturulduktan sonra fabrikaya işçi alımları başlar. Burası artık getto kamplarındaki birçok Yahudi için ele geçmez bir fırsat olarak görülmeye başlanmıştır. Itzhak Stern ise bir yandan fabrikanın yönetimi ile ilgilenirken, diğer yandan bazı evraklar üzerinde değişiklikler yaparak bu Yahudilerin Alman asker gücü için gerekli olduğunu belgelemeye çalışmaktadır. Ve bu yolla onların fabrikaya alımı sağlanır. Nazi Subayları bunu engellemek için farklı yollara başvurur. Yahudilere yollardaki karları küremeleri yönünde emir verilir ve böylece fabrikaya gitmeleri engellenir.

Nazi SubaylarıBu arada getto kampına alımlar hızla devam eder. Ve hakikaten tüylerimin ürperdiği sahneler girmeye başlar. Alımlar sırasında Alman subaylar tabiri caizse gözlerini kırpmadan insanları başlarından vurabilmektedir. Ve bu neredeyse kullandıkları tek yöntem. Sonrasında benzer sahneler film içerisinde bolca yer alıyor.


Schindler'in samimiyetini açıkca ortaya koyduğu bölümler ise bundan sonra geliyor. Schindlerin Listesini oluşturmasıAslında ticari kaygılarının dışında savaştan zarar görenler için endişelendiği ve bu uğurda varını yoğunu tereddüt etmeden harcadığı görülüyor. Ve ardından şu meşhur listesini yardımcısı Stern ile hazırlamaya koyulur. Nazi Subayı Amon ile yaptığı anlaşma sonucu ölüm kampından kurtarmak üzere işci satın alır. Bütün servetini burada bitirir, sonrasında II. Dünya Savaşı biter ve hiçbirşey eskisi gibi değildir artık.


Filmin geneline baktığımda dönüp dolaşıp geldiğim nokta, hiçbir halin ve durumun insanları yoktan yere katletmeye sebep gösterilemeyeceği ve savaşın acımasız yüzü. Zalimin zulmettiği ve hükmettiği, masumun katledildiği soğuk ve metal grisi bir ortam. Geçmişte yaşanan ve günümüzde de halen devam eden bu kıyımların insanlıkla bir türlü bağdaştıramadığım noktaları filmi izlememle birlikte kısmen aydınlandı. Nazi FırınlarıÇıkarlar, hükmetme isteği, iktidar tutkusu, tahmmül edememe ve sair durumlar insanları insanlıktan çıkarmaya bire birdi. Onların ruhsuzlaşmış, zombileşmiş bedenlerini kaplayan, etraflarını çevreleyen günah aletleri ise baş yardımcıları. Rabbimin verdiği canı, yine O'nun alacağı inancından uzak zihniyetlerin kaçınılmaz sorunuydu bu. Can almak, hemde çoluk çocuk demeden gözünü bile kırpmadan... Filmde ve yaşadığımız hayatın görünen yüzünde görünmeyen gerçek ise yaptıklarının hesabını verecekleri gün, yani sonun sonrası. Allah bilir ya, sonrası da malum...


Bırakın cana kıymayı, karıncayı bile incitmemeyi öğreten ve emreden islamiyetin güzelliği ile buluşuyorum bunca ölüm sahnesinden sonra. Maide suresi 32. ayetin mealinde zihnimde tarttığım ve mantığını anlamaya çalıştığım sorunun cevabını buluyorum:

"Her kim bir nefsi , bir nefis karşılığı (kısasa binaen) veya yeryüzünde bir fesadı olmaksızın öldürürse, sanki bütün insanları öldürmüş gibi olur, kimde bir kişinin hayatını kurtarırsa, bütün insanların hayatını kurtarmış gibi olur!"


Nedim Yavuz

 

0.004 sn.