Listeye Dön
tanıtım foto

The Wall

Yönetmen: Alan Parker

Yapım yılı: 1982

 

The Wall filmiyle ilgili olarak Wikipedi'de oldukça güzel bir içerik tarifi mevcut. Benim konum filmin fizikî içeriği değil, psikodinamik amaçları ve eleştirisi olduğu için Wikipedi'deki içeriği alıntıladım, aynen aktarıyorum:

 

"İngiliz rock müzik topluluğu Pink Floyd'un 1979 yılında yayınladığı aynı adlı albüme 1982 yılında Alan Parker tarafından çekilen, animasyonları da olan, pek fazla diyalog olmayan, albümün müziklerinin Hey You ve The Show Must Go On dışında tamamının bulunduğu bir film. Başoyuncu Bob Geldof'dur. Animasyonlar efsane sanatçı Gerald Scarfe tarafından yapılmıştır.

 

Film, Pink Floyd'un konserinden bir görüntü ile başlar (In The Flesh). Sonraki iki şarkı The Thin Ice ve Another Brick In The Wall, Part I'da Pink'in küçüklüğü ve babasının 2. Dünya savaşı'ndaki ölümünü anlatır ve duvara ilk tuğlalar da burada koyulur. The Happiest Days of Our Lives, Another Brick in the Wall, Part II şarkılarında ki konu Pink'in izolasyonunda bir sonraki aşama olan okuldur. Mother'da korumacı anneye, Empty Spaces'de (albümde olmayan What Shall We Do Now'ı da işin içine katarsak) giderek yalnızlaşan Pink'in kendini tüketime verişine tanık oluruz. Young Lust'la birlikte artık Pink bir rock yıldızıdır. One Of My Turns, Don't Leave Me Now, Another Brick in the Wall, Part III Pink'in hayatının ve ilişkilerinin giderek daha da beter hale geldiğini görürüz. Goodbye Cruel World ile de artık duvar örülmüş, Pink Floyd izolasyon süreci tamamlanmıştır. Hey You, Is There Anybody Out There? ve Nobody Home şarkılarında ile yalnız kalan Pink'in yardım çığlıklarını dinleriz. Durumu iyice umutsuz hale gelen Pink'in dünyadan kopmuş, konserlere devam edemeyecek hale gelmiştir. Comfortably Numb, The Show Must Go On ile konserlere devam edebilmesi için Pink'e uyuşturucu verilmesi anlatılır. İyice deliren ve kurt (worms) sembolüyle çürüyüşü anlatılan Pink artık bir faşist olmuştur ve duvarların arkasında olmaktan memnun gibidir (In The Flesh, Run Like Hell, Waiting For The Worms). Stop ise Pink'in tükendiği noktadır. Sonrasında ise The Trial ayni yargılama gelir. Yargılama Pink'in kendisiyle hesaplaşmasını konu eder. Sonuç olarak duvarlar yıkılır, tüm karanlığına rağmen albüm aydınlık bir sonla biter."¹

 

Senaryosunu Roger Waters'ın kaleme aldığı filmde İkinci Dünya Savaşı'nın ardından faşizm ile karmaşa arasında sarkaçlanan bireysel ruh hallerinin bir nevi psikobiyografisi oluşturulmuş. Bu iki pratik ve zihinsel duruşun arasındaki yakınlık şaşırtıçı olsa da gerçektir Pink Floyd'un felsefesine göre. Film, baştan sona hemen hiç konuşmadan tüm çıplaklığıyla bu gerçeği anlatıyor: Toplumla birey arasında sıkışıp kaldığmızda tercih etmemiz gereken ne? Pink Floyd'a göre elbette birey. Bunun yaşanmadığı ortam faşizmdir ve toplumsal sonuçları kaçınılmaz olarak kargaşadır. Bireysel sonuçları ise zihinsel kaos, ya da psikozdur.

 

Elbette ki tüm bunlar birer önerme. Ancak adı veya tanımı ne olursa olsun, bireysel hakların görmezden gelindiği, yalnızca toplumsal bütünlüğün sağlanmaya çalışıldığı ve bireysel ideallerin küçümsendiği, toplumsal ideaların yüceltildiği bir ortamın 'faşizm olarak adlandırılması' önermeden öte bir gerçekliktir.

 

Ne var ki, film tarafından bu çirkin gerçekliğin alternatifi veya sonucu olarak  sunulan anarşizmin de ne denli sorunlu olduğu geçen yıllar içerisinde görüldü. 60'lı yılların yöntem ve yönetim tanımaz akımı olan hippi hareketi nihilist bir anlayış ve yaşam tarzıyla sonuçlandı. Marjinalleşerek hayattan koptu ve etkisini yitirdi.

 

Peki çözüm ne? Film bunu anlatmıyor. Faşist zihniyetlerin ürettiği kıyımlara bir isyan ve bir umut çığlığı olarak yankılanıyor hala kulaklarımızda...²

 

 

Salih Özaytürk

 

¹http://tr.wikipedia.org/wiki/Pink_Floyd_Duvar_(film)

²Mustafa Ulusoy'un sunduğu Film Şeridi'nde de tartışılan filmin daha geniş eleştirisini Film Şeridi programının video kayıtlarında bulabilirsiniz.

 

0.071 sn.