• A
  • A
05.03.2010
Nazım

Siz gelmeseydiniz eğer!

Siz gelmeseydiniz bir gün eğer,
Renkler hiç olmayacaktı...

 

Bu evde herkes seni çok seviyor.

Sen gittiğin için çok üzgünler.

 

Evde ismin anıldığında herkes bir tuhaf oluyor; anneannesinin gözleri doluyor, elini kalbine koyup ismini söylüyor, dedesi de hüzünleniyordu.

 

Küçük kız şaşkındı. Sen ne zaman gelmiştin ve ne zaman gitmiştin?

 

Herşey ne kadar da tuhaftı. "Elimde olsa seni getirirdim" dedi küçük kız. Anneannesi ve dedesi daha fazla üzülmesin diye.
Onlar çok yaşlı.

 

Yağmur yağıyordu. Dışarı çıkamazdı. Yağmuru izliyordu. Dedesinin kıyıp atamadığı, yedi düğmesi olan ve sadece iki düğmesi çalışan, o iki düğmede de net görüntü vermeyen televizyonu da açmak istemedi. Oyuncaklarıyla çok arası yoktu ama resim yapmayı çok severdi...

Boyalarını çok severdi...

 

Dedesi Kur'ân okuyordu. Anneannesi namaz kılıyordu.
"Bugün de hüzünlenecekler mi?" diye geçirdi içinden.

 

İsmi çok uzun geliyordu küçük kıza. Bir türlü adını aklında tutamıyordu. Zaten dedesinin sesi titriyordu onu her andığında.
Anneanesi ise elini kalbine koyup gözlerini kısıp, sanki birşey acı veriyormuş gibi söylerdi ismini, onu da anlayamazdı.

 

Boyalarını ve defterini çıkardı. Boyaları da hüzünlüydü sanki.
Renklerini saklıyorlardı.
Sizde mi onu bekliyorsunuz dedi boyalarına?
Ben yokken anneannem ve dedemle mi konuştunuz yoksa...
Benim anlamadığım hüznü sizde mi hissettiniz?

Onun adını söylersem renginizi gösterecek misiniz?

 

Anneanne neden bu kadar çok üzülüyorsunuz, nerdeyse gidip çağırayım. Hem belki babam da onu bulabilir. Bak boyalarım da renklerini sakladı.
Lütfen onun adını öğret
Ve neredeyse söyle bana.
Onu bulmam gerek.

 

Yoksa herşey rengini kaybedebilir.
Adını öğrenmem gerek...

 

Yoksa dünya rengini kaybedecek...

 

Anneannesi döndü ve gülümsedi.
Sessizce söyledi isminizi.

 

Bana sizin isminizi öğretti.
Renkler geri geldi.

 

Resim yapmak istiyorum ama dünya yorulmuş. Elime boyalar alıp duvarlardan başlamak istiyorum ama...
Renkler var kalbimden sizin için ve çok özeller. Bilmediğiniz renkler.
Hiç görmediğiniz!

 

Küçük evler çizelim haydi! Renkli olsun. Güneş olsun, ama bacalarda dumanlar olsun. Dumanlar mavi olsun. Gökyüzüne uyum sağlasın. Gün aydınlık olsun ama yıldızlar da koşarak gelsin. Şşşhh, Ay'ı uyandırmayalım.
Bahçede rengarenk çiçekler olsun. Cin Ali ve ailesini daha mutlu çizelim. Ağaçlar ve salıncaklar da olsun...
Sonra çok büyük bir alan çizelim, yemyeşil. Koşalım orada. Ve uzakta Ağrı Dağı görünsün. Onu da çizelim. Dumanlar altında...
Mavi dumanlar...
Hangi duvardan başlayalım?

 

Küçük kız hala heycanla anlatıyordu.

 

Gökkuşağını bilir misiniz?
Görünce heycanlanırsın hani. Bulutların arasından kovalarla renkler boşaltırlar sanki. Çok güzel renklerdir, bulutlar için özeldir. Onlar da sizin isminizi biliyorlar.

 

Benim rengim de çok özel.
Bilir misiniz, bazen renklerin kendilerini sakladığını düşünürüm. Biz onları göremeyelim diye.
Şşhhh! Kimseye söyleme, bu bir sır...

 

Hadi boyaları alıp gökkuşağı yapalım. Biz de elimizdeki boyaları gökyüzümüzden boşaltalım...

 

Dünya dönmekten yorgun...
Ben ise omuzlarımda hissettiğim yükü,
Renklerle unutuyorum.
Renkleri seviyorum, boyaları seviyorum,
Gökyüzünü seviyorum,
Bulutları da...
Gece olduğunda yıldızları ve elbette Ay'ı da!

 

Sizi de çok seviyorum. Renklerden daha çok. Kocaman seviyorum.
Kalbimdeki özel rengim sizsiniz. Kalbimin rengi sizsiniz.
Olmadığınız her yer hüzünlü. Ancak isminiz gelince dünyama, herşey değişti..
ben isminizi öğrenince değişti herşey.

 

Renkler kendini gösterdi.

Lütfen gitmeyin!..

 

Yorum yazabilirsiniz.

Yorumlarınız onaydan sonra yayınlanacak olup eposta adresiniz sitede görünmeyecektir. Lütfen hakaret içeren sözler yazmayınız.
0.006 sn.