• A
  • A
08.08.2009
Nazım

Adem'in Hikayesine Giriş VI

Ey Âdem!.

İstediğin her şeyi yapabilirsin belki,

Ama istediğin sürece yapamazsın.

Utanmıyorsan yap da gör! [1]

Unutma,

Allah bir imkân yarattı, [2]

Adına ‘sen’ dedi.

İmkânsız işleri bırak da,

Güzel söze özne olmayı dene. [3]

Kendini tanımaya gayret et,

‘Sen’ olmaya çalış yeter..

 

Doğru..

Bu dünyanın da bir hakkı var,

Sana kim ‘hımbıl ol’ diyor ki?!.

Tabi ki fıtratın peşinden gideceksin,

Yeteneklerinin izini süreceksin.

Sonsuzda bir olmak var nihayetinde.

Kim bilir kaç dünya değerindesin..

Farkında olacaksın,

“Sen” olacaksın yetmez mi?

İstenen şey çok değil;

Ya göründüğün gibi olacaksın,

Yada olduğun gibi görüneceksin.. [4]

İşte o zaman ta içerde bir yerlerde,

Kötülüğü emreden şeyler bulacaksın.

Brüt değil net Müslüman olacaksın kardeşim,

Fark nefsi emmârendir bileceksin..

 

Âlemin kapıları kapalıydı bir vakit unutma,

Sırf senin için bir imkân yaratıldı.

Kapı aralandı ey Âdem!.

Kıynışık deme de gir içeri usulca..

Sığarsın korkma..

Toprağa ne düştü de bitmedi ki.. [5]

Unutulmayasın diye söylüyorum,

Sondan başa doğru bak şimdi,

Utanmıyorsan dilediğini yap şimdi..

 

Aykut Tanrıkulu


 

Dip Notlar:

[1]. “Utanmıyorsan dilediğini yap..”

Buhari, Kitabü'l-Enbiya, 7 /100

İbn Battâl / Şerhu Sahîhi’l-Buhârî / IX / 299

İbn Hacer / Fethu’l-Bârî / X / 540


[2]. ..şu kâinatın cüz’iyâtında (küçük ve önemsiz işlerinde)

Ve heyet-i umumiyesinde (genelinde) görünen imkân dahi,

Vücûbu (varlığı gerekli olmayı) gösterir.

Ve bütün onlarda görünen infiâl (reaksiyon, hareketlenme), bir fiili gösterir.

Ve umumunda görünen mahlûkıyet (yaratılmışlık), hàlıkıyeti (yaratmayı) gösterir.

Ve umumunda görünen kesret (çokluk) ve terkib (bir araya gelme),

Vahdeti (çokluk içinde tekliği) istilzam eder (gerektirir).

Ve vücûb ve fiil ve hàlıkıyet ve vahdet,

Bilbedâhe (açıkça) ve bizzarure (kesinlikle),

Mümkin, münfail, kesîr, mürekkeb, mahlûk olmayan,

Vâcib ve Fâil, Vâhid ve Hàlık olan mevsuflarını ister.

Öyle ise bilbedâhe (açıkça),

Bütün kâinattaki bütün imkânlar,

Bütün infiâller (reaksiyonlar),

Bütün mahlûkıyetler (yaratılmışlıklar),

Bütün kesret ve terkibler (dağılma ve toplanmalar),

Bir Zât-ı Vâcibü’l-Vücud (varlığı olmazsa olmaz olan bir Zât’ı),

Fa’âlü’n-Limâ Yürîd (dilediğini işleyen, dilediği işi yapan Allah),

Hàlık-ı Küll-i Şeye (her şeyin yaratıcısına),

Vâhid-i Ehade şehâdet eder..

..Demek her bir mevcud, taşıdığı yüzler (ce) bu çeşit sıfatlar lisanıyla,

Zât-ı Vâcibü’l Vücudun (varlığı olmazsa olmaz Zât’ın)

Yüzler (ce) Esmâ-i Hüsnâsına (güzel isimlerine) şehâdet ederler.

Bu şehâdetler (deliller) kabul edilmezse,

Mevcudâtın (varlık âleminin)

Bütün bu çeşit sıfatlarını inkâr etmek lâzım gelir..
Sözler / 33. söz / 25. pencere / syf 619


[3]. Dar Kapıdan Geçmek / Senai Demirci

[4]. Mesnevî / Mevlâna Celâleddîn-i Rûmi

[5]. Mesnevî /Mevlâna Celâleddîn-i Rûmi

Yorum yazabilirsiniz.

Yorumlarınız onaydan sonra yayınlanacak olup eposta adresiniz sitede görünmeyecektir. Lütfen hakaret içeren sözler yazmayınız.
0.007 sn.