• A
  • A
02.04.2010
Nazım

Büyük Proje (3)

Meleklerde akıl melekesi..

 

Melekler genellikle aklî verilere ihtiyaç duymazlar.
Fakat potansiyel olarak akıllı canlılardan sayılırlar.
Esmanın büyük bir kısmını meleklerin de bilmesi,
Akıl melekesine sahip olduklarını gösterir. [1]
Akıl varsa az veya çok idrak de bulunur.
Müdrik kelimesi, idrak eden demektir,
Aklı eren, kavrayan anlamındadır.
Melekler zevi'l idrak canlılardır. [2]
Fakat zekaları insana göre yavaştır.
Zira, pozisyonları gereği buna ihtiyaç duymazlar.
Zeka, fehmetme ve idrakte çabukluk demektir.
Meleklerin idrakleri insana nispetle daha sınırlıdır.
Bakara suresinin 30 - 31. ayetlerinde mânen zikredildiği gibi,
‘Âdem melekten daha kerim ve hilafete daha müstahak ve layıktır.' [3]
Buradan da anlaşılıyor ki,
Hem insan hem de melekler akıllı canlılardır.
Fakat idrakteki çabukluk ve zekâveti nedeniyle,
İnsanın hilafet görevine daha layık olduğu zikredilmiştir..
Bilgi öğrenilene kadar aklın kıvrımlarında saklanır,
İdrak edildikten sonraysa,
Refleks olarak otomasyona bağlanır ve o şekilde iş görür.
Meleke kabilinden bir biliş hasıl olmaya başlar..

 

Melaikenin bulundukları mertebede,
Hakikatlere insana nispetle perdesiz muhatap olmaları,
Aklı kullanmalarına pek ihtiyaç bırakmaz.
Adeta refleks gibi o işi meleke kabilinden yapmalarını sağlar.
Örneğin yüzme bilenler için,
Akla pek ihtiyaç duymadan yüzebilmek gibi bir şeydir bu.
Yüzme bilmeyenler ise, önce onu öğrenmek durumundadır.
Ancak ondan sonradır ki,
Refleks olarak otomasyon halinde bu işi yapabilirler..

 

Perdesiz müşahede etmek idraki sınırlandırmaktadır.
Meleklerin nefis sahibi olmamaları da,
Şuurlarını o denli berrak hale getirir ki,
Adeta robot gibi emirlere itaat etme vaziyetine onları sokar.
Şu farkla ki, zevk-i ruhaniyle bilinçli olarak emre itaat ederler.
Keza benlik duygularının olmaması da fitneye bulaşmalarını önler.
Eğer meleklere nefis verilerek perdesiz muhatabiyetlerinin önüne geçilseydi,
Zamanlaştırılmış bir evrende ihtimal ki aklı kullanma melekeleri artarak,
İdrakleri aşama aşama güçlenecekti.
Kayıtsız şartsız ettikleri itaat de sarsılmaya başlayacaktı.
Ve'l ilmu indallah / en doğrusunu ancak Allah (c.c) bilir,
Onlar da insan gibi muhtemelen hilaf edip diklenme emareleri gösterecekti.
Müennes / çekinik halden, müzekker / baskın hale geçmeye başlayacaklardı. [4]

 

Mevcudat / varlık âlemi,
Müdrik ve ilim sahibi olabilenlerin tasarruf edebilecekleri bir maldır.
Zira ilim ile alırlar, isim ile ellerinde tutarlar,
Nasıl bir şey olduğunu tanımlayarak da eşyaya sahip olurlar.
Yarışmalı bir ortamda dominant olan resesif olana,
Daha akıllı olan gayr-ı âkıl (aklî verileri sınırlı) olana daima galip gelir.. [5]

 

Dip Notlar:

[1]. Adem'in melaikeden (meleklerden) cihet-i imtiyazı (üstün olan tarafı),
Ve melaikenin muarazadan (sözle mücadelesinden) sebep,
Ve medar-ı aczi (yeteneklerinin sınırlı olması),
Esmanın heyet-i mecmuası (isimlerin tamamı cihetiyle) olduğuna işarettir.
Yoksa esmanın bir kısmını, belki kısm-ı azamını (büyük bir kısmını) melekler de bilirler.
İşaret-ül İ'caz / Bakara - 31 tefsiri / syf: 260

[2]. Zîrâ, şu zeminimiz,
Semâya nispeten küçüklüğü ve hakaretiyle (altta, aşağıda olmasıyla) beraber,
Zîşuur (şuur sahibi) mahlûklarla doldurulması;
Ara sıra boşaltıp yeniden yeni zîşuurlarla şenlendirilmesi işaret eder,
Belki tasrih (açıkça işaret) eder ki,
Şu muhteşem burçlar sahibi olan,
Müzeyyen kasırlar (süslü saraylar) misâli olan semâvât (gökler) dahi,
Nur-u vücudun nuru olan zîhayat (hayat sahibi),
Ve zîhayatın ziyâsı olan zîşuur (şuur sahibi),
Ve zevi'l-idrâk (idrak sahibi) mahlûklarla elbette doludur.
O mahlûklar dahi, ins ve cin gibi şu saray-ı âlemin seyircileri,
Ve şu kâinat kitâbının mütâlâacıları (araştırıcıları),
Ve şu saltanat-ı Rubûbiyetin dellâllarıdırlar (ilan edicileridir).
Sözler / 29. Söz / Melaike ve Ruh Risalesi / syf: 468

[3]. ‘Hüvekremu minkum ve hakku bil hilafeti'
Yani, ‘Adem sizden daha kerim ve hilafete daha müstahak ve layıktır.'
İşaret-ül İ'caz / Bakara - 31 tefsiri / syf: 260

[4]. Burada müzekkerin (dominant olanın) müennese (çekinik olana),
Ve âkılın (daha akıllı olanın) gayr-ı âkıla (akli verileri yetersiz olana),
Tağlib (tercih edilmesiyle) ve teşmiliyle (o grubu da içine almasıyla),
Mecazen (örnek olarak),
Enva-ı eşyaya (her çeşit eşyaya) irca edilmiştir (geri döndürülmüştür).
İşaret-ül İ'caz / Bakara - 31 tefsiri / syf: 260

[5]. Müşterilere gösterilmek üzere kumaş toplarının açılıp arz edildiği gibi,
Eşyanın envaı da (her çeşidi) bast edilerek (açılarak),
Enzar-ı melaikeye (meleklerin nazarlarına) gösterilmiştir.
Bu tabirden şöyle bir işaret çıkıyor ki:
Mevcudat (varlık alemi),
Müdrik (idrak edenin) ve âlimin (daha fazla ilim sahibi olanın) malıdır.
İlimle alır, isimle ahzeder (elinde tutar),
Suretlerinin (görüntülerinin) temessülüyle (cisimlenmesiyle) temellük eder (sahip olur).
İşaret-ül İ'caz / Bakara - 31 tefsiri / syf: 260

 

Yorum yazabilirsiniz.

Yorumlarınız onaydan sonra yayınlanacak olup eposta adresiniz sitede görünmeyecektir. Lütfen hakaret içeren sözler yazmayınız.
0.008 sn.