• A
  • A
08.08.2009
Anonim
Öykü
İncelik

Gülyağı Şişesini Döken Dudu Kuşu

Bir bakkal vardı, onun bir de dudusu vardı. Yeşil, güzel sesli ve söyler duduydu. Dükkânda dükkân bekçiliği yapar; bütün alışveriş edenlere hoş nükteler söyler, lâtifeler ederdi. İnsanlara hitap ederken insan gibi konuşurdu, dudu gibi ötmede de mahareti vardı.

 

Efendisi, bir gün evine gitmişti. Dudu, dükkânı gözetliyordu. Ansızın fare tutmak için bir kedi, dükkâna sıçradı. Duducağız can korkusundan dükkânın baş köşesinden atıldı, telaşla bir tarafa kaçarken gülyağı şişesini de döktü.

 

Derken, dükkan sahibi, evden çıkageldi. Tacircesine huzur-u kalple dükkâna geçti oturdu. Bir de baktı ki dükkan yağ içinde, elbisesi yağa bulaşmış. Dudunun başına bir vurdu; dudunun dili tutuldu, başı da kel oldu.

 

Dudu, birkaç günceğiz sesini kesti, söylemedi. Bakkal nedametten âh etmeye başladı. Sakalını yolmakta, eyvah, demekteydi; nimet güneşim bulut altına girdi. O zaman keşke elim kırılsaydı; o güzel sözlünün başına nasıl oldu da vurdum? Kuşu, yine konuşsun diye yoksullara sadakalar vermekteydi.

 

Üç gün, üç gece sonra şaşkın ve meyus, ümitsiz bir halde dükkânda otururken

ve binlerce gussaya, gama eş olup; "Bu kuş acaba ne vakit konuşacak?" diye düşünüp dururken,

ansızın leğen dibi gibi tüysüz kafası ile bir Cevlaki geçiverdi.

 

Dudu, hemencecik dile gelip akıllılar gibi dervişe¹ bağırdı:

"Ey kel, neden kellere karıştın; yoksa sen de mi şişeden gülyağı döktün?! "

 

Onun bu kıyasından halk gülmeye başladı.

Çünkü dudu, hırka sahibin kendisi gibi sanmıştı.

 

Mesnevî'den

 

¹Derviş, tarikat ehli, mütevazi bir hayat süren.

 

Yorum yazabilirsiniz.

Yorumlarınız onaydan sonra yayınlanacak olup eposta adresiniz sitede görünmeyecektir. Lütfen hakaret içeren sözler yazmayınız.
0.005 sn.