• A
  • A
19.05.2011
Düşün

Carpe Diem...

Bir an için geriye dönüp baktığında, tüm geçmiş zamanın bir saliseden bile az olduğnu fark etti. "Bir... iki... üç..." diye saymaya başladı. Sonra durdu ve zaman üzerinde asla hakimiyet kuramayacağı gerçeğini kabullenmeye çalıştı. Hayır imkansızdı bu. Birçok şeyi kontrol edebiliyordu. Doğal olaylar dışında: doğmak, büyümek, yaşamak ve ölmek... Ama zaman.. O da doğal olaylara giriyor muydu? Doğayla ne ilgisi vardı ki zamanın? Kendisini öylece sürükleyen hiçbir şekilde müdahale edemediği bir alan... Onu ne yavaşlatabiliyor, ne hızlandırabiliyor ne de durdurabiliyordu. Sadece yaşamak kalıyordu geriye, anı yaşamak.. Andan zevk almak... Yani zamanın üstünde hiçbir egemenliği yoktu ve olamayacaktı da. 

 

Başı zonklamaya başlamıştı. Sözde o kadar ilerlemiş, insanlığa teknoloji çağını yaşatan bilim, ne çocukluk yıllarında hayaliyle büyüdüğü zaman makinesini geliştirebilmiş ne de ışık hızına ulaşabilmişti. Zaten ışık hızına bir ulaşılsa zaman sorun olmaktan çıkacak, ellerinde köle olacaktı. Ama bilim adamları bunun şimdilik mümkün olmadığını idda ediyorlardı.

 

Şimdilik olamazdı... "Şimdilik" kavramı kafasını karıştırdı. Bu cümleden iki anlam çıkardı: Şu an olamaz. Gelecekte olabilir... Tamam da zaten şu andan bahsediyordu o! Daha bir sonraki saniyede bile hayatta olacakları belli değilken bilim adamları 2020 yılı hakkında hipotezler üretiyorlardı. Ne kadar boş işlerdi bunlar. Önce "şu an"ı kurtarmaları gerekirdi, oysa onlar bu andan ümidi kesmiş, daha yaşanacağı bile garantide olmayan "gelecek"ten söz ediyorlardı.

 

Zamanı durdurmayı ne çok isterdi. Daha çocukken, okulda sözlü sırası ona geldiğinde zamanı durdurmayı düşlediğini çok iyi hatırlıyordu. Başarsa harika olurdu. Hoca soruları sormadan kitabı açıp bakmak.. Hatta bir kaç kere gözünü kapatıp konsantrasyonunu sağlayarak dua etmiş ve zamanın durmasını dilemişti. Ama gözünü her açışında hayal kırıklığına uğramıştı. Zaman akmaya devam ediyordu ve duası kabul olmamıştı. Demek istediği her şey gerçekleşemezdi. Hayatını her zaman yönlendirebileceğine dair inanışı da böylece çürümüştü. Eve gittiğinde odasına kapanıp düşüncelerinde, annesinin sorularını da cevapsız bırakmıştı.

 

O gün hissettiklerini de net hatırlıyordu. Zamandan nefret etmişti o an. Hiçbir durumda müdahale edemeyeceği şeydi o. Bir defa üzerinde hakimiyet kurabilse sonsuza kadar onun olacaktı. Her şeyi kontrol edebilcekti. Ama yapamıyordu.

 

Zaman üzerinde bir egemenliğinin olmayışını kabullenmişti kabullenmesine ama gururuna dokunuyordu bu. Ölümden de bu nedenle korkuyordu aslında, kontrolsüz oluşundan dolayı.. Ama o apayrı bir konuydu. Hem zamanı yönetebilse yaşlanmayı geciktirir, ne zaman öleceği konusunda bir değişiklik yapabilirdi. Ama yapamıyordu. O zaman geriye tek bir şey kalıyordu.. İlk düşüncelerine geri dönmüştü: "Carpe diem!"*


*Anı yaşa!

 

Yorum yazabilirsiniz.

Yorumlarınız onaydan sonra yayınlanacak olup eposta adresiniz sitede görünmeyecektir. Lütfen hakaret içeren sözler yazmayınız.
0.006 sn.