• A
  • A
07.09.2010
Yaşarken

İlk Ramazan!

İçimde bir hafiflikle uyandım sabah. Hani nerdeyse sevinçle. Oda karanlıktı, önce neden uyandığımı anlayamadım. Sonra kulağıma Eyüp'ün camilerinden yükselen dua sesleri geldi. Okunanın ne olduğunu anlayamıyordum çünkü bana ulaşıncaya kadar ses mırıltılara dönüyordu ama birden hatırladım. Ramazan ayındaydık ve bugün o uzun zamandır beklediğim Kadir gecesinin sabahıydı. Eyvah dedim içimden ve fırladım yataktan sahuru kaçırmış olmalıydım. Bir yandan da "neden bu sabah" dedim "Ramazan'ın bütün gecelerinde hiç aksatmadan kalkabilmişken neden bu sabah kalkamadım" diye sordum kendime. Saati anlayamaya çalıştım saatsiz evimde, telefonumu bulamayınca evde bir tv olduğunu hatırlayıp onu açtım. Bir kanal açıldı , ekranda bir top görüntüsü. Saat yazmıyor ve kanal bir türlü değişmiyor. Öyle bir an kaldım ve sonra anladım. Yaradan sanki bir mesaj veriyordu ve senin için zamanı durdurdum diyordu. Gülümsedim ve gidip bir bardak suyumu içip ağzıma bir iki lokma attıktan sonra zamanı düşünmeden gönül rahatlığıyla oruç için niyetimi yaptım. Ey şeytan dedim bu sefer de başaramadın...

 

Bu benim başından sonuna oruç tuttuğum ilk Ramazan. Çevremden duyduğum kadarıyla insanlar Ağustos ayına denk geldiği için bu senenin zor olduğunu söylüyor açlık ve susuzluktan şikayet ediyorlar. Bir zamanlar ben de Oruç'un sadece aç ve susuz kalmak olduğunu sanıyordum ama bu sene kapılar açıldıkça önümde birçok şeyi olduğu gibi onu da farklı yaşadım.

 

Açlık ve susuzluk beni etkilemedi. Ama hiç olmadığını sandığım alışkanlıklarımı fark etmek ve onlardan bir süreliğine de olsa ayrılmak farklı bir deneyim oldu. Akşamları yemek yemeyi uzun zamandır bırakmama rağmen bu sefer tamamen değişen yemek saatlerine uyum sağlamam gerekti. Güne sahurla başlayıp uyumadan devam etmeye bile alıştım. Ama en çok zamanın yavaşlamasına şaşırdım. Hep bir yerlere bir şeyler yetiştirmenin telaşını yaşamaya alışkın benliğim anlamakta zorlandı bu yeni durumu. İlk hafta alışmaya çalışarak geçti. Bütün alışkanlıklar birden kesilince zorunlu olarak içine dönüyor insan. Hele kitap da okuyamayınca geride bana sadece "tefekkür" kapısı açık kaldı. Sessiz bir eylem gibi görünen tefekkür ters etki yarattı üstümde. Düşündükçe sessizliğim bozuldu. Önce dilimle anlatmaya çalıştım düşüncelerimi, baktım anlatamıyorum ben de yazdım. Yazdıklarımı ise olgunlaşmaya bıraktım. Çünkü olgunlaşmamış fikirlerin nasıl tepkiyle karşılandığını gördüm, susmam gerektiğini anladım. Anladım ama bunu uygulamanın ne kadar zor olduğunu da öğrendim. Anlayacağınız yeni başladığım Ramazan okulunda açlık ve susuzluk dışındaki dersler ağır geldi bana. Ama elimden geleni yapmanın huzuruyla "takdir Allah'ın" diye fısıldayarak yürüyüşüme devam ettim.

 

Yorum yazabilirsiniz.

Yorumlarınız onaydan sonra yayınlanacak olup eposta adresiniz sitede görünmeyecektir. Lütfen hakaret içeren sözler yazmayınız.
0.006 sn.